sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

1 kişi kendisini tutuyor, 1 arkadaşı var.


şu an yaşadığı yer Çanakkale. Em memur olarak çalışıyor.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. Atatürk

    Atatürk

    7924 üyesi var. üyelik serbest.
  2. BAĞIMSIZ GÜÇLÜ TÜRKYE

    BAĞIMSIZ GÜÇLÜ TÜRKYE

    1 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.

arkadaşlarım

1 arkadaşı var.
  1. emre

    tuttumemre


tunalim panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

Hem doğru oturalım, hem de doğru konuşalım

Eğri oturup doğru konuşmak ne demek?
İkisi de doğru olsun.
Hem doğru oturalım hem de doğru konuşalım.
Evet, çeyrek asırdan beri terör bu ülkenin başının belasıdır.
Haçlı ve Siyonist dünya Anadolu coğrafyasını ayrıştırmak, bölüp parçalamak için terörü bir maaş olarak kullanmaktadır.
Bin yıldan beri kardeş olan, keder de ,sevinçte de bir ve beraber olmuş olan Türk ve Kürt halkını ayrıştırmak amacına ulaşmak istemektedir.
“TürkKürt kardeştir ayıranlar kalleştir” öz değişinde olduğu gibi kalleşliklerini sergilemek peşindedirler.
Şimdi hem doğru oturalım hem de doğru konuşalım.
Geride bıraktığımız çeyrek asır süresince iktidar olan tek partiler ya da koalisyon hükümetleri AKP iktidarının teröre verdiği taviz kadar taviz vermediler.
Haçlı dünyasının sözcüsü konumundaki AB ve ABD’nin aklına uyarak hiç biri bu iktidar kadar akla zarar yasalar yapmadılar.
Taşların bağlanması ve köpeklerin salıverilmesi tanımına uygun düzenlemeler AKP iktidarı devrinde yapıldı.
Toplumu tahrik edici ve terörü, teröristi cesaretlendirici eylem ve söylemlere ısrarla bu dönemde göz yumuldu, görmezlikten, duymazlıktan gelindi.
Terör yandaşları ilk defa bu iktidar döneminde bebek katilinin posterleri ile cadde ve sokaklarda serbestçe yürümeye başladılar.
Türk bayrağının asılmadığı, Milli Marşımızın okunmadığı toplantılarına iktidar vekilleri katılarak adeta bu ayrılıkçı tavırlara meşruiyet kazandırıldı.
Habur rezaleti başlı başına bir facia olarak ortada duruyor ki hiçbir karesini milletin hazmetmesi mümkün değil ve iktidarın izah etmesi de mümkün değil.
Ülke seçime gidiyor, bölgede güvenliğin olmadığını, özellikle sandık emniyetinin olmadığını iktidarın bakanları sızlanarak anlatıyorlar.
Bölgede esnafın dükkan açamadığını bu ülkenin başbakanı şikayet makamında imiş gibi sızlanarak anlatıyor.
Hem doğru oturalım hem de doğru konuşalım; çıraklık ve kalfalık döneminde ülkeyi bu noktaya getiren bir kadroya alın size bir yetki daha, ustalık döneminizi yaşayın denilebilir mi?
Çıraklık ve kalfalık döneminde ne yaptın ki bir de ustalık devrinden bahsediyorsun diye adama sormazlar mı?
Evet, terörü bunlar meydana getirmedi ama terörü bunlar azdırdı, azmanlaştırdı, ülkenin başına hükümdar etti.
Yalan mı?
Hem doğru oturmasını hem de doğru konuşmasını başardığımız gün karayı aktan, eğriyi doğrudan, karanlığı aydınlıktan seçeceğiz ve sabah erişeceğiz inşallah.
A.Karaca-TUNALIM....

tunalim   08 Haziran 2011 18:56  

SİZ İKTİDARDA İKEN....

İş sahibi işini aş sahibi de aşını kaybetmişse…
Milletin önüne koyduğunuz çorbadan çıkan taşlar yüzünden diş sahibi dişini, yaşattığınız hayal kırklıkları nedeni ile düş sahibi de düşünü kaybetmişse…
Alabora ettiğiniz kültürel hayat nedeni ile, korkunç bir girdaba dönüştürdüğünüz ekonomik şartlar sebebi ile yuvalar yıkılmış, boşanmalar artmış ve yüz binler, nice yüz binler eşini kaybetmişse…
Topluma musallat ettiğiniz modern günah yolları nedeni ile, yediden yetmişe yaygınlaştırdığınız faiz bataklığı sebebi ile nice yüz binler, nice milyonlar ibadet aşkını, ibadet hazzını ve huşuunu kaybetmişse…
Bin yıldan beri bu topraklarda Tevhid akidesinin bayraktarlığını yapmış olan bu milletin arasına “dinler arası diyalog, İbrahim’de buluşalım” türünden fitne fesat tohumlarının ekilmesi yüzünden nice milyonlar Sıratı Müstekim’i bulacak ışığını yitirmişse…
Küresel tefecilerin değirmenine su taşıyacak tarzda uyguladığınız ekonomik politikalar nedeni ile bu toprakların gerçek sahibi olan bu millet hem pilavından hem de kaşığından olmuşsa…
Siz iktidarda iken… Bölücüler bayram etmiş, bölücülerin başları göğe yetmiş, bölücülük de ciddi ciddi para etmişse…
Anadolu coğrafyasının hazineleri tırlar ile, trenler ile dışarıya gitmiş,götürülmüş ise…
Uçsuz bucaksız Anadolu yaylalarında, mümbit ve sulak ovalarında hem tarım ürünlerinin, hububat çeşitlerinin hem de koyun ve sığır sürülerinin nesli kurutulmuş ise…
Ektiğinden biçtiğinden, büyütüp beslediğinden hep zarar eden köylüye çiftçiye sonunda tarlası çayırı sattırılmış ise…
Siz iktidarda iken…
Tarih boyunca hiçbir dönemde onurundan, gururundan, şeref ve haysiyetinden asla taviz vermemiş olan bu aziz millete, yanlış dış politikalar yüzünden nice tarifsiz acılar tattırılmış ise…
Acı üstüne acı yaşatılan milletimize her acısı yeni bir acı ile unutturulmuş ise…
Nice mutlak ayıplar, mutlak kayıplar, mutlak zarar ve hezimetler modern sihirbazlar aracılığı ile zafer diye yutturulmuş ise… Elinize mikrofonu alıp kameralara karşı da dönerek; “Neredeeeeen Nereye…” naranızı ata bilirsiniz. Kızarmak mı? Ne kaldı ki kızaracak?

A.Karaca-TUNALIM....

tunalim   08 Mart 2011 10:12  

ÇANAKKALE'NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Kanaatim odur ki “Çanakkale Savaşı” dünya savaş tarihinin bir özetinden ibarettir.
İlk önce Habil ve Kabil’le başlayan savaş her devirde aynı sebep ve aynı gaye için günümüze kadar gelmiştir. Elbette kıyamete kadar da devam edecektir.
Çanakkale destanını yazan Mehmetçiğin dışında M. Akif Ersoy gibi savaşı bütün yönleri ile ruhunda, yüreğinde ve damarlarında yaşayan ve yaşatan ikinci bir insan yoktur.
M. Akif, Mehmetçiği anlamaya ve anlatmaya çalışırken;
“Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhidi...
Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi” derken aslında bir mukayeseden ziyade bir kaderden bir gayeden, bir manadan ve bir var oluş tecellisinden bahsediyor.
Bedr’in bir sahnesinde Allah’ın Resulü “Ya Rab! Eğer bu Müslümanlar galip gelmezlerse dünyada sana kulluk edecek hiç kimse kalmayacaktır” diye dua ediyordu. İşte o gün Bedir’de Tevhidi kurtaran Ashab-ı Kiram’ın yaptığını 95 sene önce 18 Mart 1915’de Mehmetçik yapmıştı.
İngiliz, Fransız, Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin denizden ve karadan Çanakkale boğazını geçip Osmanlı’nın başkenti İstanbul’u işgal ettiklerini bir an düşünebilirsek “Çanakkale’yi geçilmez kılan” Mehmetçiğin haçlı galibiyetini Çanakkale boğazına gömerken Tevhidi nasıl kurtardığını daha iyi anlamış oluruz.
Tam manası ile 7 cephede savaşarak tarihin en sıkıntılı dönemini yaşayan Osmanlı Çanakkale’de yazdığı destanla her şeye rağmen aynı zamanda Tevhidin, kahramanlığın, adaletin, merhametin, İslami ve insani değerlerin de destanını yazdı.
“Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır Kal’a mı göğsündeki kat kat iman” derken Mehmet Akif ister İngiliz, ister Fransız olsun hiç bir gücün, Mehmetçiğin göğsündeki iman kalesinden daha güçlü olmadığını çok net bir şekilde ifade etmiş oluyor.
95 yıl sonra bugüne geldiğimizde olaylara ve gelişmelere baktığımızda İngiliz aynı İngiliz, Fransız aynı Fransız yani batılı ülkelerin dün ne idilerse bugün de aynı olduklarını gerilemek şöyle dursun daha kararlı, daha hırslı, daha planlı bir şekilde üzerimize geldiklerini görüyoruz da acaba biz 95 yıl önceki Çanakkale destanını yazan biz miyiz?
Biz o inançtan, o ruhtan, o kahramanlıktan, o tevhitten bugün ne taşıyoruz ve ne kadarını temsil ediyoruz?
Bugün biz de 95 yıl önce olduğu gibi “Çanakkale geçilmez” diyebiliyor muyuz?
Yoksa Avrupa Birliği adına Çanakkale’ler, Kahramanmaraşlar, Gaziantepler, Şanlıurfalılar, Eskişehirler, Afyonlar, Sakaryalar hülasa ülke toprakları talan mı ediliyor?
Başa dönecek olursak 95 yıl önce Tevhidi kurtaran Mehmetçiğin torunları, bugün korkarım Büyük Ortadoğu projesi, Avrupa Birliği, Medeniyetler ve Dinler arası uzlaşma adı altında teslise doğru yol alıyorlar.
Edebiyat, tarih, coğrafya, sosyoloji, felsefe gibi dersler saat olarak yetersiz olduğu gibi müfredat olarak ta milli, manevi ve tarihi değerlerden maalesef çok uzaktır.
Kendi dinini, dilini, kültürünü ve medeniyetini bilmeyen bir toplum, ecdadının mirasını da asla koruyamaz.
Kim ne derse dersin, Tevhit ipine tutunamayanlar hiç şüphesiz, teslis ipini boğazlarında görürler.
O günün şartlarında Çanakkale geçilmez destanını yazanlar, bugünleri hiç de böyle düşünmemişlerdir. Tunalım...

tunalim   24 Mart 2010 06:16  

BILMEYENLER BILSINLER!... Bu millet hiç bir zaman esaret altına girmemiştir,girmeyecektir de.Esaret altına girmemek için her türlü eza ve cefaya gögüs geren fedakar aziz Türk milleti bu gün de içinde bulunduğu bu vehametin üstesinden gelecektir.Türk milletinin benliğinde vardır.Mücadele etmek,ta ki zafere ulaşana kadar!..Bu milletin kökü çok derinlerdedir.Ağacını budarlar,daha da gürleşir.Keserler tekrar ışkın verir.Ama ama hiç bir kazma bu kökü sökmeye muktedir değildir.ATTİLA bir defa korkutmuş bunları !...ALPARSLAN Malazgirt'te silleyi öyle bir çakmış ki,İstanbul'da bulmuşlar kendilerini!..FATİH'in sillesi ile yani o meşhur Osmanlı tokatı ile Viyana kapılarının ardına düşmüşler.GAZİ MUSTAFA KEMAL'in 19 mayıs ta Samsun'dan gelen sillesi ile dökülmüşler Akdenize. VE BUGÜN;HAYDAR BAŞ milleti ile beraber kaldırdı elini(ne diyordu?''bu kol sizin kolunuz,sizin kolunuz benim kolumdur'')sillesi geliyor.Görecekler bileğin kuvvetini ve bir daha kalkabileceklermi bakalım?...''ONLAR GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER ''GÖNDERECEĞİZ !..Silahları ile gelmişlerdi,silahımızla,kazma kürekle kovmuştuk!..BU GÜN diplomasiyle geldiler,diplomasiyle kovacağız!..Kültürleriyle geldiler,kültürümüzle kovacağız!..Dinleriyle geldiler,dinimizle kovacağız!..Dilleriyle geldiler,dilimizle kovacağız!..Onlar conileriyle,sam amcalarıyla,papazları ile geldiler,biz Mehmetçik'le,Atatürk'le,Haydar Baş'la kovacağız!,,,Yine gelecekler,gelsinler,ne diyordu ulu önder?''Geldikleri gibi giderler''Biz hep burada kalacağız.(BU VATAN BİZİMDİR,BİZİM KALACAKTIR.)
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

tunalim   08 Eylül 2009 03:38  

BLOG tunalim rss kaynağı

adresi: http://tunalim.sosyomat.com/blog
0 yorum var - 08 Haziran 2011 18:58 yazılmış
0 yorum var - 25 Nisan 2011 10:41 yazılmış
0 yorum var - 12 Ocak 2011 22:01 yazılmış
0 yorum var - 12 Ocak 2011 21:59 yazılmış
0 yorum var - 11 Ağustos 2010 16:38 yazılmış
0 yorum var - 20 Temmuz 2010 15:42 yazılmış
0 yorum var - 23 Haziran 2010 19:16 yazılmış
0 yorum var - 22 Haziran 2010 17:58 yazılmış
0 yorum var - 20 Haziran 2010 01:53 yazılmış
0 yorum var - 07 Nisan 2010 17:40 yazılmış


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage